Sevdalık Yürek İşi

Bilmeli ki kişi; sevdalık yürek işi.

Sevdaya dair yazılmış onca eser varken yine de kendi eserini yazmak peşinde insanoğlu. Bu tarihi tekerrür etme isteği mi yoksa Zümrüdü Anka misali kendini yeniden var etmeye çalışmak mı? Belki de sevdaya dair yazılanlar yetmedi insanoğluna ve herkes kendi sevme biçimini geliştirdi. Belki de ondandır bunca sevmeler. Bunca severken veda etmeler. Kim bilir belki de vedalar da sevdaya dahildir. Sırf veda edeceği biri olsun diye sevdalanır kimileri. Yalnız hissetmemek için yalnızlığa mahkûm eder kendini. Bir de kalabalıkta yalnız olanlar vardır. Belki de herkese sevdalıdır onlar. Herkese sevdalıdır da ondan hep yalnızlardır. Kim bilir kaç sevda ve sevme biçimi daha vardır. Ve kim bilir kaçı yazılmış, kaçı yazılacaktır. Herkes kendi sevdasının yazarıdır. Yazgısını en az tanrının kadar kendinin de bildiği. Sadece insana özgü değildir sevmek. Börtü böcek, bilcümle hayvanlar da sevebilir. Mesela bazı hayvanların erkeği, dişisi ölünce kalp kırıklığına dayanamaz, arkasından kendi de ölürmüş. Öte yandan üredikten sonra erkeğini öldüren hayvanlar da var ironik bir şekilde. Sevda böyle bir şey mi yoksa? İşi olduğu kadar mı tahammül ediyor kişi? Ya da ömrünü ömrüne mi katıyor erkek veya dişi? Öyle ya da böyle zordur “gerçekten sevme” işi. Sevmek yürek işi. Emek işi. Kendine, yüreğine güveniyorsa sevmeli kişi.

2 Replies to “Sevdalık Yürek İşi”

Bir Cevap Yazın