Çürüme Çağı

“Oysa ki birazcık hoşgörü ve merhamet tüm sorunlarımızı çözebilirdi.”

Bu nasıl bir çağdır? Bu çağın dünyası nasıl bir dünyadır böyle? Çocuklara tecavüz edip katlediyorlar. Hayvanlara tecavüz edip zevk uğruna patilerini, kafalarını kesip öldürüyorlar. Hiç acımadan binlerce, milyonlarca yıllık tarihi kalıntıları suların altına gömüyor, yeri geldiğinde de yakıyorlar. Sırf görüş veya inanç farkı olanlar da bu kayıplara sevinebiliyorlar. Ne oldu insanoğluna? Bu bir çürüme midir? Bu bir psikolojik değişim süreci midir? Yoksa insanoğlu ilkel benliğine geri mi evriliyor?

Nezaketten uzak geçirdiğimiz onca yıl, hep düzelir diye ümit ettiğimiz dünya halklarının git gide beter hale gelmesi kesinlikle endişe verici bir durum haline gelmiştir. Acımasızca ve canavar hislerle toplu katliamlar ve kişisel hesaplaşmaların yaşandığı günümüz dünyasında, iyilik sever ve merhametli insan bulmak hayli zor artık. Örneğin; bir baba canavarca ve hiçbir kelimenin yetmeyeceği denli kötülükle öz kızına tecavüz edip, susması için onu tehdit edebiliyor. Yahut bir evlat anne veya babasını bir anlık öfkeyle ya da gayet planlayarak öldürebiliyor.

Peki bu hale nasıl geldik? Ne oldu da dünya halkları toplu bir biçimde değişime uğradı? Teknolojinin olumsuz etkileri mi buna sebebiyet veriyor? Örneğin; A ülkesini hiç görmemiş bir kişi, orada olan bir kötülüğü internet üzerinden görüyor ve daha önce o kötülüğü bilmediği halde, sırf internetten gördü diye yapıyor olabilir mi? Pek çok şeye kafa yoruyorum ama hiçbir şekilde bu yapılan kötülükleri yüreğim kaldıramıyor. Hiç bir şekilde bu olanları vicdanım ve mantığım kabullenmiyor.

Mesela; iki insanın husumeti var diyelim. Bu iki kişiden biri diğerini öldürüyor. Diyelim ki sırf husumet var diye öldürme hakkı olsun (ki böyle bir hakka kimse sahip olamaz) ve normal karşılayalım. Peki anne karnında zehirlenen, daha doğmamış onca sokak hayvanının ve diğer canların ne suçu vardı? Onların kimle husumeti vardı? Veya kimle, ne dertleri oldu?

İnsan olmak zor iş vesselam. Her zaman derim; “mühim olan insan kılığında görünmek değil. Asıl mühim olan, insanlığın gereğini yerine getirmektir.” Herkesin insan kılığında gezdiği ama insani özellikler taşımadığı bu ahir zamanda (ahir zaman diyorum çünkü bu kıyametin en net halidir bence) insanların yüreğine merhamet ve hoşgörü tohumlarının ekilmesini temenni edebiliyorum sadece. Çok derinlerden, yüreğimden geliyor. Sessizce ve maalesef ümitsizce…

Mazlum TARHAN

Bir Cevap Yazın